FOcA1L4. Öhö, öhö, öhö!.. Vuramadın sevgili, vuramadın... Mehmet BaturGöğe Bakma Durağı / Turgut Uyarİkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından Bebe dişlerinden güneşlerden yanab otlarından Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar Şu aranıp duran korkak ellerimi tut Bu evleri atla bu evleri de bunları da Göğe bakalım Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım İnecek var deriz otobüs durur ineriz Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda Beni bırak göğe bakalım Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor Seni aldım bu sunturlu yere getirdim Sayısız penceren vardı bir bir kapattım Bana dönesin diye bir bir kapattım Şimdi otobüs gelir biner gideriz Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat Durma kendini hatırlat Durma göğe bakalım Turgut Uyar Dünyanın En Güzel Arabistanı, Can Yayınları, 1994 Turgut Uyar'ın 'Göğe Bakma Durağı' şiiri Sururi tarafından, 27/11/2000 tarihinde gönderildi. Epigraf Online Türkçe Edebiyat Arşivi hiç şüphesiz iki erkeğe de okunabilecek şiirdir. aşk şiirleri genelde erkekler tarafından yazıldığı için henüz erkek için yazılanına denk gelmedim. ki zaten erkeğin şiir yazılacak pek bi güzelliği de yok zaten d ben seni hep sevgilim, ben seni hep, yüzünden geçen dalgalardan sevgi okudum, ellerine şefkat seni inkar etmişti, aldım etime dokudum.. ılık mı lan erkekler, onlara romantik şiir yazılsın, okununca etkilensinler. hepimiz hayat karşsında spartalılar gibi olmalıyız. yenilsek de ezilsek de ayağa kalkmayı öğretecek, nasıl savaşmamızı gösterecek şiirler lazım azından üç dil bileceksinen azından üç dildeana avrat dümdüz gideceksinen azından üç dil bileceksinen azından üç dilde düşünüp rüya göreceksinen azından üç dilbirisi ana dilinelin ayağın kadar seninana sütü gibi tatlıana sütü gibi bedavanenniler, masallar, küfürler de cabaötekiler yedi kat yabancıher kelime arslan ağzındaher kelimeyi bir bir dişinle tırnağınlakök sökercesine söküp çıkartacaksınher kelimede bir tuğla boyu yükselecekher kelimede bir kat daha artacaksınen azından üç dil bileceksinen azından üç dildecanımın içi demesinikırmızı gülün alı var demesininerden ince ise ordan kopsun demesiniatın ölümü arpadan olsun demesinikeçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesiniinsanın insanı sömürmesirezilliğin dik alası demesinine demesi begümbür gümbür gümbür demesini becereceksinen azından üç dil bileceksinen azından üç dildeana avrat dümdüz gideceksinen azından üç dilçünkü sen ne tarih ne coğrafyane şu ne busunoğlum mernussen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun. - spoiler -acıyan yerlerini öpecek biri varsa olmaz düştüğün yerler, atıldığın kuyular, aldığın yaralar, yalan çıkan bildiğin tüm tüm kötü sözlerin yeri bile, çabuk iyileşir o etmeden, küçümsemeden dinleyen, anlatırken bile geçecekmiş gibi gelen, yuva sıcaklığında bakışlarıyla içini ısıtan, seni olduğun gibi kabul eden, değiştirmeye çalışmayan, istediği kalıplara uymasan da seni sevmekten vazgeçmeyen biri varsa sıyrıklar olsun ve geçer..bkz turgut uyar bunu tomris de yazmış spoiler -turgut uyar acıyan yerlerini diye bir şey yazmaz sanıyorum. büyük saat'te de böyle bir şiir hatırlamıyorum. google'da araştırınca turgut uyar ismiyle paylaşılan iki üç şeyden sonra 2010 yılına ait yeni asya gazetesinde şunu buldum;- spoiler -banu yaşarsevgi her yaraya iyi gelira+ a-acıyan yerlerini öpecek biri varsa hayatında,önemli olmaz düştüğün yerler,atıldığın kuyular,aldığın yaralar,yalan çıkan, bildiğin bütün doğrular...işittiğin bütün kötü sözlerin yeri bile, çabuk iyileşir o kaç yaşında olursan ol,küçük bir çocuğun ağlayarak annesinin yanına gelmesi gibi,acıyan yerlerini öpecek birinin yanında olmak,ağlamak istersin...öperse geçer, diye inandığın birinin yanında doyasıya ağlamak,tüm yanmış yerlerine rüzgâr olur, serin yağmurlar gibi gelir,nasihat etmeden, küçümsemeden dinleyen,anlatırken bile geçecekmiş gibi gelen,yuva sıcaklığında bakışlarıyla içini ısıtan,seni olduğun gibi kabul eden,değiştirmeye çalışmayan,istediği kalıplara uymasan da,seni sevmekten vazgeçmeyen,biri varsa eğer...korkma sıyrıklar olsun dizlerinde,öper ve geçer...ne kadar da sevgiye muhtaçtır insan,nazını çekecek biri olsun ister yanında,çocukca mıkırdanmak, sızlanmak, tutturmak ister,bir yetişkin gibi dinlenilmek,bir çocuk gibi şımartılmak ister,her zaman yetişkin olmak, yetişkin gibi davranmak yorar saçmalamak ister,hesaplamadan, hesap etmeden karar vermek ister,kalbinin tarifini dinleyip,hissettiklerinle yol bulmaya çalışmanın dayanılmaz heyecanı içinde,sırtını bütün yolları bilenin yüceliğine dayayıp,küçük bir çocuk gibi koşabilmak...arkamdan annem bana bakıyordur,-düşersem öper ve geçer-in güvenliği içinde koşabilmek,sıyrılan, kanayan ve acıyan tüm yerlerini,öpen biri varsa eğer,korkma düşmekten,bırak kanasın dizlerin,ağla ağlayabildiğin kadar,öper ve geçer...- spoiler -edit yazarımız entysini düzeltmiş. yanlışta ısrar etmeyip duyarlılık gösterdiği için teşekkür ediyorum kendisine. göğe bakma durağıikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalımşu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarındanbebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarındandurmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtarşu aranıp duran korkak ellerimi tutbu evleri atla bu evleri de bunları dagöğe bakalımfalanca durağa şimdi geliriz göğe bakalıminecek var deriz otobüs durur inerizbu karanlık böyle iyi afferin tanrıyaherkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorumhırsızlar polisler açlar toklar uyusunherkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumamherkes yokken biz oluruz biz uyumayalımnasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklardabeni bırak göğe bakalımsenin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalımtuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorumbu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibisularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyorseni aldım bu sunturlu yere getirdimsayısız penceren vardı bir bir kapattımbana dönesin diye bir bir kapattımşimdi otobüs gelir biner giderizdönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güçbir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsinseni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlatdurma kendini hatırlat. birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötüboynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremezbir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecekiki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlarböylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlarzaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlarbütün kara parçalarındaafrika dahil cemal süreya benim hakkımda bu tüyoyu 1. dereceden arkadaşlarımdan başkası vermez. kıyak olsun size diye paylaşıyorum;akdeniz'de bir hayalet dolaşıyorbir italyan neferinin düğmeleri koparılmış ceketi,sırtında delik deşik, parça parça etive terli şakaklarında yuvarlanmaktan,gündüz güneşe sarılıpgece yıldızlaradolaşıyor akdeniz'de bağıra onu sağlığında bir kaçaktı;ve kurşuna dizilmeseydi eğerdaha yıllarca onu kaçtı aduva'da cepheden,kaçtı yangından kaçan bir hayvan ne bir fikirne bir dâvane bir hak sadece, ölmemekyaşamak hamlet'i okumuştu, ne dante'den bir yoktu en ufak fikrikitapların muamması ölüme dizilirkenbirdenbire aklına gelenbir düğün duası ölümden değilölmekten şeyden üstünher şeyden önceyaşamak istiyordu bir ağaçbir kuşbir bulutbir balık,bir bardak subir avuç toprakgibi yaşamak...ve bu ölmemeksadece yaşamak isteyen kaçakbir sabah bir çiçekbir dalda açarkendizildi kurşuna. benim için bana okunabilecek en güzel şiir " ..bir gün sabah vakti kapını çalsam uykudan uyandırsam seni " Haberler > Yüreğinize Dokunacak! Türk Edebiyatı'na Damgasını Vurmuş Şâirlerden Mutlaka Okumanız Gereken 20 Şiir - 1547 Charles Bukowski'nin de dediği gibi, 'Şiir yazmanın insanı uçurumun kenarına sürükleyen bir yanı var.' Türk edebiyatına damgasını vurmuş şâirlerin, bu şiirleri yazarken uçurumun kıyısında dolaştığı ise sugötürmez bir gerçek... 20. Nâzım Hikmet - Ağlamak Meselesi Nasıl etmeli de ağlayabilmeliFarkına bile varmadan?Nasıl etmeli de ağlayabilmeliAyıpsız,Aşikâre,Yağmur misali?Neylersin alışkanlıkİçin kan ağlarken yüzün gülerDikilitaş gibi dinelirsin erişmek ne müşkülmüş meğer,Anneler gibi ağlamanın yiğitliğine? 19. Cemal Süreya - Vapuru Sesinde ne var biliyor musunBir bahçenin ortası varMavi ipek kış çiçeğiSigara içmek için Üst kata çıkıyorsunSesinde ne var biliyor musunUykusuz Türkçe varİşinden memnun değilsinBu kenti sevmiyorsunBir adam gazetesini katlarSesinde ne var biliyor musun Eski öpüşler varBanyonun buzlu camıBirkaç gün görünmedinOkul şarkıları varSesinde ne var biliyor musunEv dağınıklığı varİki de bir elini başına götürüpRüzgarda dağılan yalnızlığınıDüzeltiyorsunSesinde ne var biliyor musun Söylemediğin sözcükler varKüçücük şeyler belkiAma günün bu saatindeAnıt gibi dururlarSesinde ne var biliyor musunSöylenmemiş sözcükler var 18. Gülten Akın - Deli Kızın Türküsü Sana büyük caddelerin birinde rastlasam Elimi uzatsam tutsam götürsem Gözlerine baksam gözlerine konuşmasak Anlasan Elimi uzatsam tutamasam Olanca sevgimi yalnızlığımı Düşünsem hayır düşünmesem Senin hiç haberin olmasa Senin hiç haberin olmaz ki Başlar biter kendi kendine o türkü Yağmur yağar akasyalar ıslanır Bulutlar uçuşur geceleyin Ben yağmura deli buluta deli Bir büyük oyun yaşamak dediğin Beni ya sevmeli ya öldürmeli Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa Böcekler gibi başlamalı yeniden Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta Yan garipliğine yürek yan Gitti giden 17. Attilâ İlhan - Mahur Beste Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız O mahur beste çalar müjganla ben ağlaşırız Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı Gittiler akşam olmadan ortalık karardı Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara Geceler uzar hazırlık sonbahara 16. Can Yücel - Buluşmak Üzere Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım 15. Özdemir Asaf - Ben Değildim Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun Ağır ağır, yollara inen karanlığa. Bana benzeyen biri geçti evinin önünden. Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya... O geçen ben gece, yatağında uyuyordun... Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya. Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan, Ve karanlıklar içindeydi odan... Seni gören ben değildim. Ben çok uzaktaydım o zaman, Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya. Artık beni düşünmeye başladığından Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya... Bunu bilen ben kitap okuyordun dalgın... İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı. Genç bir adamı öldürdüler romanda. Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın...O ölen ben değildim... 14. Sezai Karakoç - Mona Rosa Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. Geyve'nin gülleri ve beyaz kırık kuş merhamet ister. Ah senin yüzünden kana batacak. Mona Rosa. Siyah güller, ak aya karşı kirli çakallar, Ürkek ürkek bakar tavşanlar Rosa bugün bende bir hal var. Yağmur iri iri düşer toprağa,Ulur aya karşı kirli pencereni perdeleri çek, Mona Rosa seni bakışın ölmem için yetecek. Anla Mona Rosa ben bir deliyim. Açma pencereni perdeleri ağaçları, söğüt gölgesi, Bende çıkar güneş nişan yüzüğü bir kapı sesi. Seni hatırlatır her zaman ağaçları, söğüt en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte mumun ardında bekleyen rüzgar, Işıksız ruhumu sallar da en ıssız yerlerde ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor belli olur bir kadın, Denizin dibinde geziyor ellerin ve ne de çabuk geçiyor Mona. Saat onikidir söndü lambalarUyu da turnalar girsin rüyana, Bakma tuhaf tuhaf göğe bu ne de çabuk geçiyor gelir incir kuşları, Konarlar bahçemin rengi ak kiminin sarı. Ah beni vursalar bir kuş gelir incir ben Mona Rosa bulurum seni İncir kuşlarının doldurur bu boş yelkeni. O masum bakışların su ben Mona Rosa bulurum kırgın bakma yüzüme Rosa. Henüz dinlemedin benden aşkım uymaz öyle her saza. En güzel şarkıyı bir kurşun kırgın bakma yüzüme inan bana muhacir kızı, Dinle ve kabul et itirafımı. Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı Alev alev sardı her inan bana muhacir sonra büyürmüş başak, Meyvalar sabırla gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin sonra büyürmüş bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kuş tüy ki can verir gülümsesen, Bir tüy ki kapalı geceye bilezikler o kokulu Rosa. Siyah güller, ak güller. Geyve'nin gülleri ve beyaz kırık kuş merhamet ister, Ah senin yüzünden kana batacak. Mona Rosa. Siyah güller, ak güller. 13. Ahmet Haşim - Merdiven Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... 12. Yahya Kemal Beyatlı - Bir Başka Tepeden Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre revnaklı şehirler görülür dünyada,Lakin efsunlu güzellikleri sensin derim, en hoş ve uzun rü'yadaSende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan. 11. Necip Fazıl Kısakürek - Kaldırımlar ISokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan karanlığa saplanan noktasında,Sanki beni bekleyen bir hayal gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin gövdem, taşlara boydan boya; Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...IIBaşını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,Etinle, kemiğinle, sokakların malısın! Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,Erimiş ruhlarınız bir derdin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri; Onun taşı erimiş, senin de ne eş, ne arkadaşınız var; Sükût gibi münzevî, çığlık gibi taşınacak bir kuru başınız var; Onu da, hangi diyar olsa atlı süvari, koştur, atını, koştur! Sonunda kabre çıkar bu yolun kaldırımlar kadar seni anlayan olur...Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...IIIBir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,Vecd içinde başı dik, hayalini gözlerine, bir ân, gözüm değince,Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir bir kahkaha duysam yaralanırım; Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,Görsem pencerelerde soyunan bir bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; Bana rahat bir döşek serince yerin altı,Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan... 10. Turgut Uyar - Göğe Bakma Durağı İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalımŞu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarındanBebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarındanDurmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtarŞu aranıp duran korkak ellerimi tutBu evleri atla bu evleri de bunları daGöğe bakalımFalanca durağa şimdi geliriz göğe bakalımİnecek var deriz otobüs durur inerizBu karanlık böyle iyi afferin TanrıyaHerkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorumHırsızlar polisler açlar toklar uyusunHerkes uyusun bir seni uyutmam birde ben uyumamHerkes yokken biz oluruz biz uyumıyalımNasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklardaBeni bırak göğe bakalımSenin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalımTuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorumBu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyorSeni aldım bu sunturlu yere getirdimSayısız penceren vardı bir bir kapattımBana dönesin diye bir bir kapattımŞimdi otobüs gelir biner giderizDönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güçBir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsinSeni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlatDurma kendini hatırlat Durma göğe bakalım 9. Ahmed Arif - Ay Karanlık Maviye Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım puşt zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çıyansı. Dört yanım puşt zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş, Etme gel, Ay karanlık... 8. Orhan Veli Kanık - Güzel Havalar Beni bu güzel havalar mahvetti,Böyle havada istifa ettimEvkaftaki böyle havada alıştım,Böyle havada aşık oldum;Eve ekmekle tuz götürmeyiBöyle havalarda unuttum;Şiir yazma hastalığımHep böyle havalarda nüksetti;Beni bu güzel havalar mahvetti. 7. Ece Ayhan - Fayton Erol Gülercan'aO sahibinin sesi gramofonlarda çalınan şeyİncecik melankolisiymiş yalnızlığınınİntihar karası bir faytona binmiş geçerken ablamCaddelerinden ölümler aşkı pera'nınEsrikmiş herhal bahçe bahçe çiçekleri olan ablamÇiçeksiz bir çiçekçi dükkanının önünde durmuşTüllere sarılmış mor bir karadağ tabancasıylaZakkum fotoğrafları varmış cezayir menekşeleri camekândaBen ki son üç gecedir intihar etmedim hiç, bilememİntihar karası bir faytonun ağışı göğe atlarıyla birlikteCezayir menekşelerini seçip satın alışından olabilir mi ablamın. 6. Ahmet Muhip Dranas - Olvido Hoyrattır bu akşamüstüler saltanatıyla gitti mi bir defaYalnızlığımızla doldurup her yeriBir renk çığlığı içinde bahçemizden,Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdanLavanta çiçeği kokan kederleri;Hoyrattır bu akşamüstüler dalga hücum edip pişmanlıklarUnutuşun o tunç kapısını zorlarVe ruh, atılan oklarla delik deşik;İşte, doğduğun eski evdesin birdenYolunu gözlüyor lamba ve merdiven,Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşikVe cümle yitikler, mağlûplar, mahzunlar...Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledirKağıtlarda yarım bırakılmış şiir;İnsan, yağmur kokan bir sabaha karşıHatırlar bir gün bir camı açtığını,Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu,Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı...Bütün bunlar aşkın uçup gitmiş olmalı bir yazlaHalay çeken kızlar misali sizler! ey geçmiş zaman etekleri,İhtiyaç ağaçlı, kuytu bahçelerdenAyışığı gibi sürüklenip giden;Geceye bırakıp yorgun erkekleriSalınan etekler fısıltıyla, âşığın dönüşünü beklerYalan yeminlerin tanığı çiçeklerArtık olmayacak baharlar ömrün en güzel türküsü aldanış!Aldan, geçmiş olsa bile ümitsiz kış;Her garipsi ayak izi kar içindeDönmeyen âşığın serptiği sen! ey sen! Esen dallar arasındanBir parıltı gibi görünüp kaybolanNe istersin benden akşam saatinde?Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;Hatıraların bu uyanma vaktindeSensin hep, sen, esen dallar unutuş! kapat artık pencereni,Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;Çıkmaz artık sular altından o duman yükselir gibidir kederdenMacerası çoktan bitmiş o gecenle yayıl dört yanımaEy unutuş! kurtar bu gamlardan beni 5. Ziya Osman Saba – Misak-ı Milli Sokak No. 37 Ah, şimdi hatıralar mahallesindeMisakımilli sokak bütün evler, bütün ömür içinde,Mesut olduğumuz bir gün karşımıza döşediğimiz bir çift küçük diyeyim bilmem kiGönül sarayı, aşk yuvası...Akşamlar iner 'kaymak yoğurt'çularlaKaldırımlar benim için ilerler bozacılarla,Derken bir komşu biri komşu arsaya bakar,Ötekinin önünde bir havagazı feneri;Rüzgarla açılıp kapanırdı ışığı,Geceleri...O geceler, doğan günler orada,Kaderlerin en güzelini sokağı orada dünyayı sokağı! SeninEsen rüzgar, yağan karını önüne her oturuşta seyrettiğim,Arnavut kaldırımlarını çocukluk oyunu mu oynadık orada?Sen gelin olmuştun, ben öyle güzel; ben daha genç,Yepyeni, taptazeydi her zaman o sokağa yolum düşse şimdi,Ayaklarım geri geri cansızdır elbet, insanlar vefasız,Komşumuz başkalarına komşuluk perdeler aşılmış penceresi,Bir vakitler içinde çocuğumun kiracılar evlatsız besbelli-Şimdi birkaç saksının birliği etmiş şimdi saksılar, perdeler,Elektrik lambasıyla değiştirilen sokağa ne zaman yolum düşse, bir sesGünler geçti, geçti, geçti... der. 4. Rıfat Ilgaz – Leylaklarını Anlatıyorum Leylak getiriyorsun bana güneşli bir günOnu saçlarından topladığın belliBir leylak bahçesisin karşımdaBöyle kucağında kalsa daha iyiBir vazoya bırakıp gidiyorsunSen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sankiÖnce renkleri gidiyor arkandanNesi varsa gidiyor soyunarakHer vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhafHer kokladıkça dönüp dönüp geliyorsunDüşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçeYaprak yaprak gelişiyorsunLeylak leylak bakıyorsun gözlerimin içineÖlümsüz bir mevsim oluyorsun 3. Ahmet Hamdi Tanpınar - Ne İçindeyim Zamanın Ne içindeyim zamanın,Ne de büsbütün dışında;Yekpare, geniş bir anınParçalanmaz garip rüya rengiyleUyuşmuş gibi her şekil,Rüzgarda uçan tüy bileBenim kadar hafif sükutu öğütenUçsuz bucaksız değirmen;İçim muradına ermişAbasız, postsuz bir bende bir sarmaşıkOlmuş dünya sezmekteyim,Mavi, masmavi bir ışıkOrtasında yüzmekteyim. 2. Melih Cevdet Anday - Çok Güzel Şey Yaşamak güzel şey doğrusuÜstelik hava da güzelseHele gücün kuvvetin yerindeyseElin ekmek tutmuşsa bir deHele tertemizse gönlünHele kar gibiyse alnınYani kendinden korkmuyorsanKimseden korkmuyorsan dünyadaDostuna güveniyorsanİyi günler bekliyorsan heleİyi günlere inanıyorsanÜstelik hava da güzelseYaşamak güzel şeyÇok güzel şey doğrusu. 1. Cahit Sıtkı Tarancı - Yaş Otuz Beş Yaş otuz beş! yolun yarısı gibi ortasındayız çağımızdaki cevher,Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,Gözünün yaşına bakmadan kar mı yağdı ne var?Benim mi Allahım bu çizgili yüz?Ya gözler altındaki mor halkalar?Neden böyle düşman görünürsünüz,Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?Zamanla nasıl değişiyor insan!Hangi resmime baksam ben o günler, o şevk, o heyecan?Bu güler yüzlü adam ben değilim;Yalandır kaygısız olduğum meyal şeylerden ilk aşkımız;Hatırası bile yabancı beraber başladığımız,Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;Gittikçe artıyor başka rengi de varmış!Geç farkettim taşın sert insanı boğar, ateş yakarmış!Her doğan günün bir dert olduğunu,İnsan bu yaşa gelince sarı nar kırmızı sonbahar!Her yıl biraz daha dönüp duruyor havada kuşlar?Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?Neylersin ölüm herkesin uyanamadın nerde, nasıl, kaç yaşında?Bir namazlık saltanatın olacak,Taht misali o musalla taşında. Haberler Güzel Sözler Turgut Uyar Sözleri Turgut Uyar'ın Şiirlerinden Aşk Şiirlerinden En Güzel AlıntılarTurgut Uyar'ın geçmişten günümüze kadar gelmiş unutulmaz sözleri bulunur. Özellikle aşk ve sevgi üzerine hazırlanmış olan harika şiirler, onun kaleminden günümüze gelmiş durumda. Derinden etkileyen ve duygu ve düşünceleri en iyi şekilde ifade etme imkanı tanıyan bu şiirleri, özel olarak hazırlanmış biçimde değerlendirebilirsiniz. İşte Turgut Uyar sözleri Turgut Uyar'ın şiirlerinden aşk şiirlerinden en güzel alıntılar sizlerle.• 30 Temmuz 2022 - 1442 • Son Güncelleme 30 Temmuz 2022 - 1442• 30 Temmuz 2022 - 1442 • Son Güncelleme 30 Temmuz 2022 - 14421Türkiye'nin en önemli şairleri ve yazarları arasında yer alan Turgut Uyar, günümüze kadar pek çok farklı eserler sundu. Bu eserler içerisinden özel olarak alınmış harika alıntılar, paylaşmak için çok büyük anlamlar taşıyor. Özellikle aşk ve sevgi üzerine ele alınmış olan sözler, derin ve etkili anlamı ile beraber pek çok farklı yerde paylaşılabilir. Başta sosyal medya platformları olmak üzere dilediğiniz yerde kullanabilirsiniz. Duygu ve düşünceleri en iyi şekilde ifade etme ve aktarma imkanı sağlayan Turgut Uyar sözleri, çok özel alıntılar eşliğinde hazırlanmış durumda. Sevdiğiniz ve değer verdiğiniz insanlar için bu sözleri dile getirebilir ve anlatmak istediğinizi en iyi şekilde duvarların var, ben o duvarları yıkamam, aşamam; ben o duvarları daha fazla çiçeklerle süsleyemem; kabullendim, bana hiç için vazgeçmek öyle kolay değildi. Sen kaygısızca uyurken ben bu balkonda senin yerine bile neleri oldurmaya çalıştığımı izah bunu sakın unutma her gözünü kapayan uyumaz, her veda eden de gitmiş birden sevinebiliriz göğe bozuk saattir yüreğim, hep sende durur7Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bir yönün var, orada durur yerdeyim ama bıraktığın gibi çiçek açmamışsa, mevsimi sen Bir bütün nereden baksan, ne ayıp, ne günah, ne de uygunsuz… Kolların da, ağzın da yüreğe katılması…12Ben yılmam taş çekerim çamur kararım ben senin de gürül gürül saçların var nasıl harcadığım şu gözlerimi al kurtar şu aranıp duran korkak ellerimi tut14Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum15Seni aldım bana ayırdım durma kendini bir alıştırmadır umut öbürlerinin azıcık nefes diye bağışladığı17Sevgim acıyor18Mutlu aşk yoktur' Bir umudu vardır, Bir savaşı, Bir kaybedişi, Bir acısı, Bir yalnızlığı, Bir hüznü… Çünkü herkesin bir gideni vardır, İçinden bir türlü uğurlayamadığı…20Bu dünya da en çok ben yenilirim. Dosta, düşmana, cemaat aşka seviyorum diyeceksin sadece ama öyle her zaman değil, yalnızca o ağrısı beni görüncedir. Bana baktıkça yalnızlığın geliyor aklına24Ancak durursa anlaşılır saatin kaç oturuldu bir takım şeyler söylendi.. İmla kurallarıyla mutsuzluk bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım. Tuttukça güçleniyorum kalabalık sevdiklerimizi aldığı için mi böyle güzel kokar?28Tel cambazı istiyordu ki dünya istediği gibi olsun. Bile bile aldanmaya vardırıyordu işi. Ama olmuyordu kendisi de asıl ustalık budur; her zaman acemi olmayı korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta, Her şey naylondandı o yağmur yağsa da, beraber kurbağa öper,biri yüzyıllarca uyur,biri 7 cüceyle yaşar,biri kuleye kapatılır. Bir masal prensesi olsan bile kadınlık olmayan özlem bir şeye benzemiyor..34Herkes ne zaman ölür? Elbet gülünün solduğu o ağrısı beni görüncedir. Bana baktıkça yalnızlığın geliyor toparlandı gitti işte ekim falan da gider bu en çok sabahları arar sevdiği cemaat aşka dilde seni seviyorum desen ne fayda. Bir dilde adam gibi sevmedikten şeyden biraz kalır diyor birileri , çoğulluk haklılıktır. Kavanozda biraz kahve, kutuda biraz ekmek, insanda biraz bir saattir yüreğim, hep sende durur..42Kadınları mutlu etmenin 20 yolu’ diye bir sürü gereksiz haber çıkıyor. Tek maddede açıklıyorum dürüst olun, yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli nereye ben oraya adım adım.. İnsan sevdikçe iyileşiyor, artık kişiyi öldürdüm düşlerimde, kaç kilo çekerdi yalnızlık.. Kaç kere ezildim altında yaz ne zaman ölür? Elbet gülünün solduğu da biz, büyüyerek çocukluk otobüs gelir biner gideriz dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü soyduğum şu elma şöyle şimdi kimindir özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir..50

senin bu ellerinde ne var